| Kayıt ol | Üyeler | Takvim | Yeni Mesajlar | Arama |
| Pdr, Psikoloji ve Eğitim Makaleleri Pdr,Psikoloji ve Eğitim Üzerine Makaleler |
|
||
![]() |
| LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
KADINLARLA İLETİŞİM KURMA YOLLARI Prof. Dr. Uğur ÖNER CİNSİYET VE KÜLTÜRE DUYARLI TERAPİLER* Modern psikoterapi, beyaz Avrupalı erkekler tarafından kendi imgelerine uygun olarak geliştirilmiştir bir psikolojik yardım yaklaşımıdır. Avrupa’daki ilk psikoterapi uygulamaları, batı kültürü içerisinde, beyaz erkek kuramcılar tarafından, egemen toplumunun psikolojik sağlık durumunu vurgulayarak geliştirilmiştir. Psikoterapi temelde evrensel, kültürlerarası bir süreç olarak görülebilir. Bu yönüyle ya da bütünüyle var olan ve potansiyel psikolojik rahatsızlıkları tanımaya ve iyileştirmeye yardımcı olabilmede etkili ve önemli bir tedavi yöntemidir. 1960’lı yıllarda azınlıkların ve kadınların haklarının tanınması konusundaki gelişmeler ve hareketler hızla gelişmeye başladı. Ancak bu hareketler ruh sağlığı alanlarında pek de dikkate alınmadı. Ancak 1964’de tırmanışa geçen İnsan Hakları ve Kadın Hakları hareketleriyle APA (Ame. Psy. Ass. ) AACD ( Am. Ass. For Coun. Development ) gibi kuruluşlar tarafından, azınlık ve etnik grupların haklarını gözeterek onlarla daha etkili çalışacak, psikiyatr, psikolog ve psikolojik danışman olarak hizmet verebilecek bir grup uzmanın yetiştirilmesi ve bu alanlarda bir yaklaşım politikasının geliştirilmenin gerekli olduğu kabul edildi. Toplumda değişen demografik yapılarla ilgili alınan sinyaller , kültürel farkındalığın gerekliliği üzerinde, özellikle de temeli yoğun bir biçimde insanlar arası ilişkilere dayanan psikoterapi ilişkileri içerisinde göz önüne alınması gerektiği ğerçeğini ortaya koydu.* Kültürel farklılıklarla ilgili olarak gelişen duyarlılık, bu kez kadınlara sunulan psikoterapi hizmetlerindeki yetersizliklerin de görülmesine yol açtı. Kadın Hakları Hareketi (1976 - 1985) yıllarına damgasını vurdu. Bu harekete parelel olarak Feminist terapiler gelişip büyümeye başladı. Feminist bakış açısına göre, toplumsal baskı nedeniyle, kadınların, aynen,eziyet ve baskı altında bulunan tüm insanların gösterebilecekleri acı çekme belirtilerini sergileyerek, onlarla benzer birçok özelliği yansıttıkları inancı, eğemendi. Comas Diaz (1992) azınlık ve kadınlarla psikoterapi çalışmalarını dört evrede geliştiğini söylemiştir. 1- Tepkisel olma evresi ( Reactive Position) 2- Soruşturma, araştırma evresi3- İyileştirme, yeniden gözden geçirme evresi 4- Bütünleşme evresi Cinsiyet ve kültürel farklılıklara dayalı psikoterapilerle ilgili iki bakış açısı vardır; Her psikoterapi yardımı için baş vuran grup için cinsiyetine ve kültürel özelliklerine uygun yardım yaklaşımı geliştirmek. Diğeri ise,Cinsiyete ve kültüre duyarlı olma tüm yaklaşımlar için geçerlidir. FEMİNİST TERAPİ Feminist kavramının kullanılmasıyla ilgili bir karmaşa yaşanmaktadır. Burada benimsenen tanım, sözlük anlamıyla, feminist sözcüğü ; kadının politik, ekonomik ve toplumsal açıdan erkeklerle eşit haklara sahip olduğuna inanan ve bu inancını beyan eden, savunan kişidir. ( Faludi ; 1991) Kişilik Kuramı Kişilik Kuramı Paradoksal olarak feminist psikoterapinin filizlenmesi psikoloji alanından olmayıp, 1960 larda başlayan kadın hareketi içersinde yer alan felsefeden oluşmuştur.Bu nedenlerle kendine özgü bir kişilik kuramı yoktur. Kişilik Kuramı Ancak, feminist teoride ortak olarak ayırt edici vurgu ; İnsanın kimliğinin oluşmasında, toplum içersinde var olan cinsiyet rolleriyle ilgili kalıp yargıların ve cinsiyet tabanlı ayırımların yoğun bir biçimde etkili olması. Bu etmenler, insanların, bilişsel yapılarını ve davranış örüntülerini yoğun bir biçimde etkilemektedir. Kadınlarla yürütülen Psikolojik yardımların dayandığı kuramsal çerçeve Psikolojik rahatsızlıkların büyük bir kısmına çevre neden olur ve bunların belirleyicisi de kültürdür. Sosyal yapının tamamlayıcıları çok katı olduğunda, insanların büyümesine izin verilmediğinde insanlar arası ilişkilerinde bir dengesizlik olduğunda ( aynen kadın – erkek arasındaki güç dengesizliğinde olduğu gibi ) pataloji ortaya çıkar. Rahatsızlıklar yalnızca kişilik içindeki çatışmalardan kaynaklanmayıp toplumsal ve politik etmenlerin de bir sonucudur. Normal ve psiko- patoloji belirlemeleri ve tanımlamaları da erkek merkezlidir. Amerikan Psikiyatri Derneği’nin yayınladığı (1994) DSM- IV bir grup hastalık belirtisini sıralar ve tanımlar.Ancak üyelerinin % 80’i erkek olan bir grubun tanımlamalarıdır bunlar Nikelly, (1996 ). Doğal olarak da tipik erkek davranışları ve kontrol sistemleri değerlendirilmektedir. Bağımlı kişilik, kendine zarar verici kişilik ( self – defeating ) ve pasif – agresif kişilik yapılarının kadınlarda daha yaygın olarak rastlanan bozukluklar olduğu DSM-IV belirtilmektedir. Ancak bunların kadınlar için bir tür olumsuz durumlar ve kolayca kaçamayacakları zedeleyici konumlardan kaynaklanan durumlarla bir tür baş edebilme davranışları olabileceğine hiç değinilmemektedir. Hiç bir kadın, kendine sunulan ayrıcalık, şan ve şöhret adına, kadın olma özelliklerinden vazgeçmek istemez. (Seidenberg, 1970). * Cinsiyet rol çatışmaları ve toplumun beklentileri kadının sahte bir benlik duygusu kazanmasına yol açar. Erkekler tarafından çoğunlukla kabul gören “ cinsiyet rolleri – kuralları ” kadınlara empoze edilerek, kabullenilmeye zorlanılırlar. Kadınlar eğlenmemeli, küfür etmemeli, kaba davranmamalıdır. Her zaman erkekleri memnun etmeye çalışmalıdırlar ve asla onlardan daha akıllıca davranmamalı ya da erkekleri herhangi bir oyunda yenmemelidir. Geleneksel kadın rol ve beklentilerine sıkı sıkıya bağlı olan kadınlar bağlı olmayanlardan daha çok depresyon ve anksiyete duyguları yaşıyor ve düşük benlik saygısı ile toplumsal yaşamdan kendilerini çekiyorlar. ( Worell and Remer, 1992 ) Kadınların, yaşadıkları kaygılar, aynı zamanda, toplumun, onların değişmekte olan rollerine duyarsızlığından da kaynaklanmaktadır. Kadınlar yeni rollere girdikçe daha bağımsızlaşıyor ve benlikleri gelişiyor ancak toplumun onların yeni rollerine kayıtsız kalması onların başarılarını engelliyor. Kadınların psikolojik olarak rahatsızlanmasına katkıda bulunan en önemli olgulardan birisi de yaşanan cinsel travmalardır. Cinsel travmaya maruz kalan kadın (çocukluğunda ya da yetişkinliğinde) artık dünyaya başka bir gözle bakmaya başlar. Yabancılaşma duygularını ifade ederek insanlardan uzaklaşırlar. ( Walker, 1990 ) Bunların yanı sıra, yaşamı zorlaştıran bir başka sorun da ekonomik ayrımcılıktır. Bireyin rahatsızlığı her ne olursa olsun, iyileşme ancak nedenin keşfedilmesiyle başlar. Feminist bakış açısına göre, işlevsel olmayan davranışlar, genlere ve kromozomlara bağlı olmayıp, toplumsal cinsiyet rol beklentileri ve ayrımcılık gibi cinsiyetle bağlantılı yaşantılardan kaynaklanır. TERÖPATİK SÜREÇLE İLGİLİ KURAMSAL ÇERÇEVE Bilinçlendirme ( bilinç geliştirme ) feminist psikoterapi için bilinç yükseltme yaşamsal anlam taşır. Bir kadının erkek egemen kültürün baskılarından kaçabilmesi için öncelikle kendi yaşamı üzerindeki bu değerlerin ve beklentilerin olumsuz etkilerini fark etmesi gerekir. KADINLARA YÖNELİK TERAPİ İÇİN REHBER 1 – Terapi, cinsiyet belirleyici rollere temellenen çizgilerden arındırılmış olarak sürdürülmelidir. Danışan ve danışman arasında keşfedilen seçenekler kalıp cinsiyet rollerinden arınmış olmalıdır. 2 – Psikolojik danışmanlar, toplumdaki cinsiyet ayrımcılığına dayalı gerçekleri, çeşitlilikleri ve uygulamaları bilmelidirler. Bu konularla danışanın baş edebilmesi için seçenekler üzerinde inceleme yapmasını kolaylaştırmalıdırlar. 3 – Danışman, cinsiyet rol kimliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkan cinsiyet rolleri, cinsiyetçilik ve bireysel farklılıklarla ilgili son araştırma sonuçları konusunda bilgi sahibi olmak zorundadır. 4 – Terapistin kullandığı kuramsal kavramlar cinsiyet ön yargıları ve cinsiyet rollerinden arınmış olmalıdır. 5 – Danışman, danışanın kişisel sorunlarının kaynağını eğer durumsal ya da kültürel etmenlere yükleyebiliyorsa, sorunları onun içsel güçlerine yüklemekten kaçınmalıdır. 6 – Danışman, kadınla erkeğin eşit ele alındığını kabul ettiğini gösteren bir dil kullanmalıdır.Kadınla ilgili küçültücü etiketleyici bir dilden kaçınmalıdır. 7 – Danışman, danışanı tanıyarak, bilgilendirerek terapi ilişkisi ile ilgili, uygulanacak yöntem, zaman faktörü ve süreç üzerinde karşılıklı bir anlaşmaya varmalıdır. 8 – Doğru bilgilerin danışanın ailesi tarafından bilinmesinin önemi kabul edilmekle birlikte, teşhis tedavi ve gelişmeyle ilgili hasta isterse aktarır, terapist değil. 9 – Eğer otorite taraftarı süreçler kullanılırsa, terapi tekniği olarak, terapi kadının, bağımlı olma kalıp yargısını kaldırabilmesine yardımcı olamaz. 10 – Danışanın atılgan davranışlarına saygı duyulmalıdır. 11 – Eğer terapist kadın danışanın fiziksel ya da cinsel istismara uğramış olduğunu öğrenir ise danışan işlenmiş olan bir suçun kurbanıdır. 12 – Danışman, danışanın kendi cinselliğini keşfetmesine ve bu cinsel tercihini ifade etmesinin onun hakkı olduğuna inanır ve bunu gerçekleştirebilmesi için de danışmanı yüreklendirir. 13 – Danışman hiçbir zaman danışanla cinsel bir ilişkiye giremez ya da onu cinsel bir varlık olarak göremez. Feminist Terapi Grupları Güç analizi grupları Cinsiyet Rol analizi grupları Bilinçlendirme grupları Bibliyoterapi Terapide Ele Alınan Kavramlar Seçim Yapma: İçinden geldiği gibi seçimler yapabilme danışanların anlamakta zorlandıkları bir kavramdır. Yıllarca bastırılmış bir yaşam tarzının tutsağı olduklarını, sonra cinsiyet rollerinin boyunduruğu altından çıkıp, bu yükü üstlerinden atıp yaşam tarzlarını seçebilme ve büyüyüp gelişme haklarının olduğunu keşfetmeleri hem büyüleyici, hem de korkutucudur. Toplumsal Özgürleşme: Geleneksel psikoterapistler genellikle, danışanların sosyo-politik ortamını ve onların iç ve dış dünyaları arasındaki karşılıklı bağlantıları göz ardı edebilir (Gerber, 1992). Feminist terapi sırasında danışanlar, “insan politiktir” kavramının manidarlığını kavrarlar. Feminist parolanın anlamı, birey kendini anlarken temelde de tüm kadınların bastırılmışlığını anlar. Geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri insanların gizil güçlerini sınırlandırır. Böylece de feminist bakış açısına göre psikopatolojinin kaynağı psişe içerisinde olmayıp, doğası itibariyle toplumsal ve politiktir. Geleneksel yaklaşımların, kişisel sorunlar olarak gördükleri birçok davranışı feministler yeniden ele alıp, bunların kişisel olmadığını politik gücün bir anlatımı olarak açıklanabileceğini ileri sürerler (Hyde, 1991). Kadın işyerinde cinsel tacize ya da tecavüze uğradığında, toplum, bu olaylara kadının bireysel-kişisel sorunu olarak bakma eğilimindedir. Yani bir insanın bir insana yaptığı bir davranış gibi. Ancak feministler, bu tür davranışları yalnızca kişisel bir saldırı olarak görmekle kalmayıp, genel olarak erkeklerin kadınlar üzerinde baskı kurma davranışlarının bir ifadesi olarak görürler. Yapılan cinsel tecavüz o tek bir kadına yapılan bir saldırı olmayıp, erkek tarafından tüm kadınları aşağılayarak, istismar etmek için onlara yöneltilen gücün ortaya konmasıdır. Teröpatik İlişki: Anksiyete ve savunma, cinsel ayrımcılık, istismar şiddet gibi kadını sarmalayan güçlere karşı kadının doğal tepkisi anksiyetedir. Kadınlara geleneksel olarak tanınan yaşam deneyimlerinin genişletilmesinin istenmesi ve aynı zamanda bağların korunarak ait oldukları grup tarafından ona sağlanan kimlik duygusunun sağladığı gücün korunabilmesi, arasındaki çatışmanın sonucu da yine yaşanan anksiyetedir. Benlik Saygısı: Kadınların benlik saygıları büyük ölçüde onların ilişkilerinde olumlu ve etkili iletişimler kurabilmelerinden etkilenir. Birçok kadın, değer verdiği kişiye ait olduğunu ve sevildiğini hissettiği zaman, yani yaşamındaki ilişkileri düzenli olduğunda doyum sağlar. Asırlar boyunca, erkekler, kadınların karakter yapılarından ya da başarılarından daha çok, onların çekiciliklerinin en önemli özellikleri olduğu inancını yaratmışlardır. Böylece kadınlar, kendi gereksinim ve isteklerini karşılayabilmek yerine, erkeklerin isteklerini karşılayabilmek için çabalamışlardır. Bu inançlar ise, kadının benlik saygısının zarar görmesine yol açmıştır. Kadın, ne denli zeki olursa, işinde başarılı ve iyi olursa olsun, onu gerçekten ilgilendiren, iyi bir dış görünüm ve koca bulmak olmaktadır. Sorumluluk: Kadınlar, kendilerinin dışında herkesin sorumluluğunu üstlenirler. Diğer insanların (ana-baba, çocuklar, aile arkadaşlar vb.) gereksinimlerine öncelik verirler. Kendi mutlulukları ve uyumları için kendi kişisel sorumluluk gereksinimlerinin değerini bilmek zorundadırlar. Sorumluluğun anlamı, bireyin kendine zaman ayırmasının önemini anlaması, diğer insanların bakımıyla ilgilendikleri kadar kendi öz bakımlarına da yer vermeyi önemsemeleridir. Kadınlar, diğer insanların gerçekten sevip destekleyebilmeleri içim, öncelikle kendilerini sevebilmeyi ve saygı duyabilmeyi öğrenmelidirler. Kadınlar, kendi üstlerindeki baskı ve güçsüzlükleriyle ilgili kısır döngüyü kırabilmek için sorumluluk almayı kabul etmelidirler. her kadın, toplumun onlara yüklediği olumsuzlukları omuzlarında yük olarak taşıdığını anlama ve bunları değiştirmek için çalışması gerektiğinin sorumluluğunu anlamalıdır. Yakınlık ve Cinsellik: İlişkisizlik, birçok insan için acı kaynağı olmaktadır. Feminist Terapi, bu ilişkisizliği iyileştirmeye çalışarak insanlar arasında ilişkinin kurulmasını sağlar. Böylece, bireyin kendiyle ve çevresindeki diğer insanlarla yakın ilişkiye girmesi sağlanır. İletişim: Kadınlarla erkekler “aynı dili konuşmayı” öğrenemedikleri için iki cins arasında iletişim sorunları yaşanır. İki cins ayrı dillerde konuşurken, karmaşık mesajları düzenleyerek arada iletişimi düzeltecek bir çevirmen de yoktur. Erkekler, öfkelerini ifade etme eğilimindeyken, kadınlar acılarını ve gereksinimlerini ifade etme eğilimindedirler. Kontrol: Kontrol meselesinin odağında güç vardır; -Güç kimde ve bu gücü nasıl kullanıyorlar?- asırlardır olduğu gibi yine toplumun güç alanı (temeli) erkeklerin ellerindedir. İşte bu güç dengesizliği toplumda erkekleri egemen kılmaktadır. Erkeğin gücü üzerine kurulan mit, toplumda kadının kendine yaptığı yüklemeleri bozarak benlik saygısını ve güvenini al aşağı eder ve toplum yaşamında onu göreceli olarak güçsüz kılar. Kadınlar da bu kontrol edememeyi ya da kontrolün kendilerinde olmayışını birçok biçimde içselleştirirler. Kendi yaşamlarını kontrol edememe, kendine güvenmeme, istismarı kabul etme vb. Aşkın Olmaya Karşı Uyum: Feminist Terapi’nin amacı, psikolojik sorunların kökeninde var olan, danışanın, toplumsal, insanlar arası ve politik çevresini değiştirebilmesine, başarabilmesine yardımdır. Öte yandan toplumun direttiği baskılara boyun eğmek, onlara uymak ne bireye ne de topluma yararlı olur. İdeal Birey: Kadın olsun erkek olsun, ideal insan olmanın anlamı, bireyin kendi duygu ve gereksinimlerinin farkında olup, kendi özbakımını karşılayabilen ve bağımsızlığını kazanmış biri olabilmesidir. İki kişi arasındaki bağlılık (bağımlılık) ise, bağımsız iki insanın bir arada paylaşım ve birbirlerine verdikleri önem, değerdir. İdeal olan insan kendi benlik saygısına sahiptir, güçlüdür, ancak bu gücünü başkalarını kontrol etmek için kullanmaz. İdeal insan, toplumda yükselir ve giderek kendi benliğinin daha da farkında olur ve toplumun bir bütün olarak gelişmesi için çalışır. Bazı feminist kuramcılar ise, ideal insanın kadın ve erkek kalıp özelliklerini eşit, dengeli bir biçimde kazanarak androjen olmalarını vurgularlar. Androjen bir yapıya sahip olan kişi, gayet geniş, esnek bir davranış dağarcığına sahiptir ve içinde bulunduğu duruma uygun davranışta bulunur. Androjen olma özelliği birçokları tarafından kadının geleneksel cinsiyet rollerinden özgürleşmesi ve daha doyurucu bir yaşam sürebilmesidir. Androjen birey, daha bir bağımsız ve esnektirler, benlik saygıları “feminen” (kadın) kalıp yargılarının belirlediği kadınlardan daha yüksektir. Teröpatik İlişki: Feminist Terapi’de danışan-terapist ilişkisini belirleyen; güçlendirme ve eşitliktir. Güçlendirme, danışanın toplumsal ve bireysel gücünü fark edebilmesine yardımla başlar. Toplumda cinsiyetler arasındaki güç dengesi korkutucu bir biçimde orantısızdır. Erkekler, asırlar boyunca kadınların aleyhine güce sahip olmanın avantajını kullanmışlardır. Bu güç dengesizliği, fiziksel güçten, akademik, mesleki çıkarlara kadar dağılır. İki cinsiyet arasındaki her yarışta kadınlar ikinci sırada yer alırlar. Sürekli “ikinci cinsiyet” olma, psikolojik zarar verir ve kadınlar bu mesajları hep içselleştirirler. Uygulama: Feminist Terapi, başlangıcından beri müşteri odaklıdır. Danışanlar, etraflarında bulunur, araştırır ve kendilerini en rahat hissettikleri terapisti bulurlar. Bunu yapmaları için de cesaretlendirilirler. Bu nedenle de, büyük kitlelere ulaşabilmek amacıyla da daha ucuz bir para, ücret politikası uygularlar ki herkes hizmet alabilsin. Etkililik: Feminist Terapi’lerle ilgili çok az araştırma vardır, Feminist Terapilerin etkililiğini kanıtlayacak sayıda araştırma yoktur.* Elde olan araştırmalar Feminist Terapilerde öncelikle danışanla aynı cinsiyette olmak, iki, danışma sürecinde kolaylaştırıcı olmak ve cinsiyete kalıp yargılarla yaklaşmamaktır. Empatinin ve doyumun ayrı cinsiyeti paylaşanlar arasında farklı olduğu gözlemlenmiştir. Bazı araştırma sonuçları ise, aynı cinsiyete sahip olmanın anlamlı bir değişim sağlamadığını ileri sürmektedir (Orlinsky & Howard, 1980). Erkekler için Psikoterapi: Öncelikle geleneksel psikoterapi, erkekler tarafından kadınları tedavi etmek için geliştirilmiştir. Bu yaklaşımlar, kadının kişilik gelişimi ile ilgili erkek varsayımlarını yansıtır. Son yıllarda, Feminist terapistler, bu varsayımlardaki birçok yanlışı bulmaya başladılar. 1-) Anasının kuzusu olmamalı, erkek adam anasının eteği altında saklanmaz. Gerçek bir erkek, “kadınsı” olan her şeyden uzak durur. 2-) Çarkı çevirendir, erkektir (The big wheel). Erkek adam başarılıdır, gözü hep daha yukarılardadır, eve ekmek getiren o’dur. Evin geçimini sağlar. 3-)Koca/erkek, ulu, köklü bir bir çınardır. Erkeklik, güven, güç ve sözünün eri olmayı gerektirir. 4-) Cehennem gibidir (Give ‘em hell), erkek adam, güçlü, cesur ve saldırgandır. Erkeğin batı kültürlerindeki ayrıcalıklı durumu, bir bakıma ona mutluluk sağlar, bir bakıma ise zarar verir. Tarihsel gelişimine bakarsak, erkekler, eğitim, mülkiyet, politika, iş ve güç sahibi olmanın keyfini çıkarmışlardır. Ancak öte yandan, erkek cinsiyet rolü, erkeklerin duygularını ifade etmelerini engeller ve onlar da saldırganlığın ve denetimli olmanın ardına sığınırlar. Başarılı olma ve başarmak tutkusu da cabasıdır. Birçok kadın sorunu (aile içi şiddete maruz kalmak, erkeklerden korkma, kadının nesneleştirilmesi, sağlık gereksinimlerinin ihmali, baba yoksunluğu vb.)ne yazık ki erkeğin tipik olarak sosyalleşmesinin bir ürünüdür. Erkeklerin sahip oldukları bunca ayrıcalığa rağmen kadınlardan ortalama altı yıl kadar daha önce ölmeleri ve kadınlara kıyasla dört misli daha fazla kendi canlarına kıymaları ilginçtir. Erkek Duyarlı Terapi: Erkeklerin, cinsiyet rolleriyle ilgili inançlarıyla problematik davranışları arasındaki güçlü bağları, ilişkileri anlayabilmelerine yardımcı olmaya çalışır. Terapi sırasındaki erkekler, kendi duygusal gereksinimlerini, inançlarının kaynaklarını belirleyebilmeyi fark etmeye başlarlar, ayrıca bu inançların kendi özgür seçimleri olmadığını ve eğer isterlerse değiştirilebileceğini fark etmeye başlarlar. Erkekler terapide, erkek olmanın anlamıyla ilgili “gerçekler”i değiştirmeyi amaçlar ve daha işlevsel ve sağlıklı idealler oluşturmayı amaçlarlar. Kültüre Duyarlı Terapi: Kişilik Kuramı: Kültür, nefes aldığımız hava gibidir, görünmezdir. Fakat, güçlü ve insanın yaşamını sürdürebilmesi için gereklidir. Ancak, birisi dikkatimizi çekince havanın varlığını hissederiz ya da bir farklılaşma olduğunda dikkatimizi çeker, işte o zaman varlığını önemini anlarız. Kültüre Duyarlı Terapi: Batı kültürü, bireyin kendi kendine yetmesi ve kişiliğinin bağımsızlaşması kavramlarını önemsemekte ve yoğun bir biçimde vurgulamaktadır. Ancak tüm etnik gruplar için bu kavramlar geçerli olmamaktadır. Çünkü özellikle doğu kültürünü benimseyen gruplarda, çocuklar, aileleri için uyum ve aile içi güven ve bağlılık kavramları vurgulanarak büyütülüyorlar. Bu nedenle de bazı kavramlarla ya da tek bir kavramla bu çoklu değerlere sahip gruplardaki bireylere ulaşabilmek hiç de etik değildir. Tek bir evrensel kişilik kuramı bulabilmek olanaksızdır. Bu nedenle çoklu bakış açılarına gerek vardır ve kültürlere duyarlı yaklaşımlar gerekir günümüzde. |
|
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
(View-All)
Daha önceden bu konuyu okuyan üyelerimiz : 75
|
|
| ANAMUR_PDR, angel_15, asi, asirockici, axbarox, AYAZKIZI, AyKuT, belinay81, beren***, birsen, burcumcum, chris, DEMET20, dilemma87, Diyadin GENÇER, dudi_dUyGu, eğitimci_09, Emre ALICI, Emre BAKIR, emremirza, Ercan TEKİN, ezell, fatih1988, Fatma YILMAZ, fatosh, fulo, Füsun SERİM, fırat80, gülcan, hakanokan, hayatarehber, hebefrenik, hebun, hrnmrrmzn, h_unal55, kanırtım, Kasım KABA, m.tmuratoglu, maskee, mehmetkaya, mekemal, melike_pdr, memoli, monizm, mrym, muratglr33, nase06, neje, NEŞE, orenbayan, orhanbala, Osman ZORBAZ, ozgegulsah, ozlemkose, Ömer ÖZER, Önder BALTACI, PeDeR, ryordem, saitkaraca, seddd, Selen DEMİRTAŞ, sercinyo, Serhat, seven025, sibell, sumbulsultan, sümeyra, terkiterk, ugur_ozbay, vedatcyln, waly, yeliz, YORGUN, zaza21, zeren |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Özdeşim Kurma | NeVZaT | Slayt Gösterileri | 2 | 12-13-2009 04:31 PM |
| Zor İnsanlarla Mücadele Etmenin Yolları | elvann | Sosyal Psikoloji | 0 | 02-21-2008 05:49 PM |
| Deprem Korkusu Ve Kurtulma Yolları - 2 | Emre BAKIR | Afet Danışmanlığı ( Travma ve Kriz ) | 0 | 02-20-2008 10:32 PM |
| Deprem Korkusu Ve Kurtulma Yolları - 1 | Emre BAKIR | Afet Danışmanlığı ( Travma ve Kriz ) | 0 | 02-20-2008 10:32 PM |
| öfkeli Insanla Iletişim Kurma | Ercan TEKİN | Pdr, Psikoloji ve Eğitim Makaleleri | 0 | 01-25-2008 10:47 PM |
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |